E-posta resmi yazışma sayılır mı ?

Duru

New member
E-posta Resmî Yazışma Sayılır mı? Asıl Mesele E-postanın Niteliği

Bu konu benim açımdan ilk bakışta göründüğünden daha karmaşık. Günlük hayatta e-postayı o kadar sıradan kullanıyoruz ki, “Gönderdim, dolayısıyla resmî olarak bildirdim” düşüncesine kolayca kapılabiliyoruz. Ben de özellikle iş hayatında bir e-postanın karşı tarafa ulaştığını gördüğümde, meselenin büyük ölçüde tamamlandığını düşündüğüm durumlar yaşadım. Fakat sonradan fark edilen önemli ayrıntı şu: Bir mesajın elektronik ortamda gönderilmiş olması, onu otomatik olarak “resmî yazışma” hâline getirmiyor.

Bence tartışmanın en kritik noktası tam burada başlıyor. E-posta ile resmî yazışmayı aynı şey kabul etmek, hem hukukî hem de kurumsal açıdan ciddi yanlış anlaşılmalara yol açabilir.

E-posta ile Resmî Yazışma Aynı Kavram Değil

Türkiye'deki resmî yazışma düzenlemelerine bakıldığında, resmî yazışmanın yalnızca “elektronik ortamda yapılması” ile tanımlanmadığı görülüyor. Resmî Yazışmalarda Uygulanacak Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik, kamu kurum ve kuruluşlarının resmî yazışmalarını belirli şekil, kayıt, güvenlik ve elektronik imza kurallarına bağlıyor. Yönetmelikte elektronik ortamda yapılan resmî yazışmalarda güvenli elektronik imza ve kurumsal belge yönetimi süreçleri özellikle önem taşıyor.

Bu nedenle “E-posta elektronik ortamda gönderildi, o hâlde resmî yazışmadır” şeklindeki çıkarım eksik kalıyor.

Örneğin bir kamu kurumundaki görevlinin kurumsal e-posta adresinden başka bir kuruma “Şu konuda bilgi rica ediyoruz” şeklinde mesaj göndermesi ile elektronik imzalı, kurumsal belge sisteminde kayıt altına alınmış ve mevzuata uygun şekilde oluşturulmuş bir resmî belgenin gönderilmesi aynı hukukî kategoriye konulmamalıdır.

Burada iletişim aracı ile belgenin hukukî niteliğini birbirinden ayırmak gerekiyor.

Peki Normal Bir E-posta Hiç mi Hukukî Değer Taşımaz?

Burada da diğer uçtaki yanlış düşünce ortaya çıkıyor: “E-posta resmî yazışma değilse hiçbir hukukî değeri yoktur.”

Bu da doğru değil.

Elektronik ortamda oluşturulan ve gönderilen mesajlar, olayın niteliğine göre önemli bir kayıt veya delil niteliği taşıyabilir. Özellikle yazışmanın kimler arasında gerçekleştiği, içeriği, gönderilme ve alınma zamanları, ekleri, cevaplar ve mesajın bütünlüğü gibi unsurlar önem kazanabilir.

Dolayısıyla “resmî yazışma değildir” demek ile “hukuken hiçbir anlamı yoktur” demek birbirinden tamamen farklıdır.

Bir şirket çalışanının müşteriye gönderdiği e-posta, örneğin bir teklifin kabul edildiğini veya belirli bir işlemin yapılmasının istendiğini gösterebilir. Aynı şekilde çalışan ile işveren arasındaki yazışmalar da bir uyuşmazlıkta olayların kronolojisini ortaya koyabilir. Ancak böyle bir e-postanın delil olarak kullanılabilmesi ile tek başına belirli bir resmî işlemi gerçekleştirmeye yeterli olması aynı mesele değildir.

Bence günlük hayatta en çok yapılan hata da burada ortaya çıkıyor: İnsanlar “kanıt olarak kullanılabilir” ile “resmî işlem yerine geçer” ifadelerini birbirine karıştırıyor.

Elektronik İmza Neden Bu Kadar Önemli?

Elektronik imza konusu, e-postanın hukukî niteliğini değerlendirirken özellikle dikkate alınmalı. 5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu çerçevesinde güvenli elektronik imza, belirli şartlar altında elle atılan imza ile aynı hukukî sonucu doğurabiliyor. Güvenli elektronik imza; imzanın sahibinin belirlenmesi, imzalanan verinin bütünlüğünün korunması ve imza sahibinin inkârının önlenmesi bakımından önemli bir güvenlik mekanizması oluşturuyor.

Buradan şu sonucu çıkarmak mümkün: Bir e-postanın içinde “Ben bunu onaylıyorum” yazması ile güvenli elektronik imzayla imzalanmış bir elektronik belgenin aynı şey olduğunu söylemek doğru değildir.

Bu ayrım özellikle kamu kurumlarında, sözleşmelerde, başvurularda, resmî bildirimlerde ve hukukî sonuç doğuran işlemlerde daha da önem kazanıyor.

Resmî yazışma mevzuatının elektronik belgeler için belirli standartlar öngörmesinin sebebi de aslında anlaşılır: Kurumlar arasında gönderilen belgenin kim tarafından oluşturulduğunun, değiştirilip değiştirilmediğinin, hangi süreçten geçtiğinin ve gerektiğinde nasıl doğrulanacağının belli olması gerekir. Yönetmelikte elektronik belgelerin belirli teknik kurallara uygun hazırlanması ve elektronik imzayla iletilmesi düzenlenmiştir.

“Gönderdim” Demek, “Tebliğ Ettim” Demek Değildir

Bu ayrımı daha net görmek için elektronik tebligat konusuna bakmak yeterli.

Elektronik tebligat, sıradan e-posta hesabından yapılan bildirimle aynı sistem değildir. UETS üzerinden gerçekleştirilen elektronik tebligatın kendine özgü hukukî ve teknik altyapısı bulunur. Elektronik Tebligat Yönetmeliği, elektronik tebligatın teslim alınması, muhatabın elektronik tebligat adresine ulaşması, okunması ve usulen tebliğ edilmiş sayılması gibi süreçlere ilişkin kayıtların oluşturulmasını düzenliyor.

Bu nedenle bir vatandaşın “Size e-posta gönderdim, artık tebligat yapılmış sayılır” demesiyle hukukî anlamda elektronik tebligat gerçekleştirilmiş olmaz.

Burada aslında çok önemli bir güvenlik ve ispat problemi var. Normal e-posta sisteminde mesajın gerçekten doğru kişiye ulaşıp ulaşmadığı, hesabı kullanan kişinin kim olduğu veya mesajın içeriğinin sonradan değiştirilip değiştirilmediği gibi sorular gündeme gelebilir. Resmî sistemlerde ise bu riskleri azaltmak için doğrulama, kayıt ve güvenlik mekanizmaları kullanılır.

E-posta Adresinin Kurumsal Olması Yeterli mi?

Bence tartışmanın en yanlış genellemelerinden biri de “kurumsal e-posta adresinden gönderildiyse resmîdir” düşüncesi.

Kurumsal adres, mesajın ciddiyetini ve kaynağını değerlendirmede önemli bir unsur olabilir ama tek başına bütün hukukî şartları karşılamaz.

Örneğin “[email protected]” adresinden gönderilen bir mesajın bulunması, o mesajın otomatik olarak kurumun usulüne uygun resmî belgesi olduğu anlamına gelmez. Kurumun belge yönetim sistemi, yetkilendirme kuralları, elektronik imza şartları, yazışmanın türü ve ilgili özel mevzuat ayrıca değerlendirilmelidir.
 
Üst