Devletten orman arazisi nasıl kiralanır ?

Emir

New member
Örneğin tarımsal amaçlı bazı Hazine taşınmazlarında özel kiralama düzenlemeleri uygulanabiliyor. 400 sayılı Milli Emlak Genel Tebliği kapsamında belirli şartları taşıyan topraksız veya yeterli toprağı olmayan çiftçilere Hazine tarım arazilerinin kiralanması için özel bir sistem oluşturulmuştu.

Buradan çıkarılabilecek sonuç basit: “Devlet arazisi” tek bir kategori değil. Arazinin orman, Hazine tarım arazisi, 2/B taşınmazı veya başka bir statüde olması, hangi kurumla ve hangi mevzuata göre işlem yapılacağını değiştiriyor.

Kadınların ve erkeklerin yaklaşımı üzerinden ne öğrenebiliriz?

Bu konuda kadınlar şöyle düşünür, erkekler böyle düşünür şeklinde kesin kalıplar kurmayı doğru bulmuyorum. İnsanların karar alma biçimleri cinsiyetten çok kişilik, meslek, deneyim ve içinde bulunduğu koşullarla değişiyor.

Ancak tartışmayı zenginleştirmek açısından iki farklı yaklaşımı birlikte düşünmek faydalı olabilir. Daha stratejik ve çözüm odaklı hareket eden bir kişi, örneğin önce tapu kaydı, orman kadastro durumu, imar durumu, faaliyet türü, izin maddesi, tahmini maliyet ve başvuru yolunu tablo halinde çıkarabilir. Daha empatik ve ilişkisel yaklaşan başka bir kişi ise köy halkının kullanım alışkanlıklarını, yörede yaşayanların endişelerini, çevresel etkileri ve projenin yerel toplulukla ilişkisini daha fazla sorgulayabilir.

Bunların ikisi de değerlidir.

Hatta gerçek hayatta en sağlam yaklaşımın bu iki bakış açısının birleşiminden çıktığını düşünüyorum: Bir tarafta “Bu iş hukuken ve ekonomik olarak yapılabilir mi?” sorusu, diğer tarafta “Bu iş çevreye ve yerel topluma nasıl etki eder?” sorusu.

Sonuçta orman yalnızca üzerinde tesis kurulabilecek boş bir alan değildir. OGM'nin görev tanımında da ormanların ekolojik, ekonomik ve sosyo-kültürel faydaları birlikte ele alınıyor.

Sistemin güçlü tarafları neler?

Sistemin güçlü taraflarından biri, orman alanlarının tamamen serbest piyasa mantığıyla kullanılmasına izin verilmemesi. Orman ekosistemlerinin kamu yararı, çevre ve koruma boyutu bulunuyor. Bu nedenle her isteyenin istediği faaliyet için alan elde edememesi aslında hukuki sistemin temel amaçlarından biri.

İkinci güçlü taraf, izinlerin teknik değerlendirmeye tabi tutulması. Evrak kontrolü, arazi incelemesi, kurum görüşleri ve proje değerlendirmeleri; kararın yalnızca “araziyi isteyen kişinin talebi” üzerinden verilmesini engelleyen mekanizmalar oluşturuyor.

Üçüncü güçlü taraf ise elektronik başvuru sistemlerinin süreci daha izlenebilir hale getirme potansiyeli. OGM'nin kamu hizmetleri arasında orman izinlerine ilişkin e-Devlet işlemlerinin bulunması bu açıdan önemli.

Peki zayıf taraflar nerede?

Burada eleştirel olmak gerekiyor.

Mevzuatın teknik dili vatandaş açısından oldukça zorlayıcı olabilir. 16, 17, 18 ve diğer maddelerin farklı faaliyetleri kapsaması; ayrıca orman izni, kira, irtifak, ön izin ve kesin izin gibi kavramların birbirinden ayrılması, uzman olmayan kişinin süreci anlamasını güçleştirebilir.

İkinci problem, internet ortamındaki bilgi kirliliği. Bir bölgede geçmişte verilmiş bir izin örneği, başka bir bölgede aynı hakkın otomatik olarak verileceği anlamına gelmiyor. Eski izinlerin süresi, mevzuatı, alanın statüsü ve faaliyet türü farklı olabilir.

Üçüncü problem ise maliyetin yalnızca kira bedelinden ibaret sanılması. Oysa izin süreçlerinde farklı bedeller, teminatlar, proje giderleri, danışmanlık, harita ve teknik çalışma masrafları gibi kalemler ortaya çıkabilir. OGM mevzuatında örneğin ağaçlandırma bedeli ve farklı izin bedelleri düzenlenmiş durumda.

Bu nedenle “Yıllık kira ne kadar?” sorusundan önce “Bu projenin toplam hukuki, teknik ve ekonomik maliyeti nedir?” sorusunu sormak daha sağlıklı.

Başvuru yapacak kişi ilk olarak neyi araştırmalı?

Ben olsam süreci şu sırayla ele alırdım:

1. Arazinin ada/parsel bilgisini kesinleştirirdim.

2. Tapu ve kadastro durumunu araştırırdım.

3. Alanın gerçekten Devlet ormanı mı, 2/B mi, yoksa Hazine taşınmazı mı olduğunu öğrenirdim.

4. Yapmak istediğim faaliyeti açık ve teknik biçimde tanımlardım.

5. Bu faaliyetin hangi kanun maddesi kapsamında değerlendirilebileceğini ilgili Orman İşletme Müdürlüğü/Bölge Müdürlüğünden sorardım.

6. İmar, çevre, belediye ve diğer kurumların gerekli görüşlerini ayrıca araştırırdım.

7. Sadece arazi bedelini değil, bütün proje maliyetini hesaplardım.

8. İzin süresinin sonunda ne olacağını özellikle incelerdim.

9. Devir ve süre uzatımı imkanlarının otomatik hak olmadığını dikkate alırdım.

10. Mümkünse dosyayı ormancılık mevzuatını bilen bir hukukçu veya uzmanla inceletirdim.

Özellikle son maddeyi küçümsememek lazım. Bir araziye ciddi para yatırmadan önce birkaç bin liralık profesyonel incelemeden kaçınıp daha sonra çok daha büyük bir zararla karşılaşmak mantıklı olmayabilir.

Sonuç: “Boş orman arazisi buldum, kiralayabilir miyim?” sorusunun cevabı neden tek kelime değil?

Çünkü mesele arazi kiralamaktan önce hukuki statü ve faaliyet izni meselesi.

Devlet ormanlarında belirli faaliyetler için 6831 sayılı Orman Kanunu kapsamında izin mekanizmaları bulunuyor. Başvuruların e-Devlet üzerinden yürütülebildiği, belgelerin incelendiği, gerektiğinde arazi incelemesi yapıldığı ve izin sonrasında da teminat, bedel ve taahhüt gibi yükümlülüklerin bulunduğu resmi OGM belgelerinde açıkça görülüyor.

Fakat bundan “Devletin orman arazileri vatandaşlara istediği amaçla kiralanabilir” sonucu çıkarmak yanlış olur.

Bence konunun en sağlıklı yaklaşımı şu üç soruyu birbirinden ayırmak:

Bir: Arazi hangi hukuki statüde?

İki: Yapılmak istenen faaliyet mevzuata göre izin verilebilir mi?

Üç: İzin verilebiliyorsa bunun gerçek toplam maliyeti, süresi ve yükümlülükleri neler?

Bu üç soruya cevap verilmeden “orman arazisi kiralanır mı?” sorusuna net bir evet demek de hayır demek de eksik kalır.

Ve belki forumda asıl tartışılması gereken soru da şu: Bir kamu orman alanının ekonomik olarak değerlendirilmesi gerektiğinde, yatırım ve istihdam beklentileri ile ormanın ekolojik ve kamusal değeri arasında dengeyi kim, hangi ölçütlerle ve ne kadar şeffaf biçimde kurmalı? Bir projenin ekonomik olarak kârlı olması, kamu açısından da mutlaka faydalı olduğu anlamına gelir mi? Yoksa bazı alanlarda “kullanılmaması” da başlı başına bir kamu politikası tercihi olarak görülmeli mi?

Bu soruların kolay cevapları yok. Ancak en azından tartışmayı “boş yer gördüm, nasıl kiralarım?” seviyesinden çıkarıp tapu, mevzuat, kamu yararı, çevresel etki, maliyet ve uzun vadeli sorumluluklar üzerinden yapmak çok daha gerçekçi görünüyor.

Kişisel girişi somutlaştırıp dürüstleştirBaşvuru adımlarını uygulanabilir tabloya dönüştür

Kişisel girişi somutlaştırıp dürüstleştir

Başvuru adımlarını uygulanabilir tabloya dönüştür

Kaynakları metin içinde görünür biçimde eşleştir
 
Üst