Deli Ozan Akıllı Ozan kimin şiiri ?

Duru

New member
“Deli Ozan, Akıllı Ozan” Kimin Şiiri? Sorunun Cevabı ve Faruk Nafiz Çamlıbel’in Mizah Dünyası

İlk bakışta “Deli Ozan” ve “Akıllı Ozan” ifadeleri sanki iki ayrı şaire ait mahlaslarmış gibi duruyor. Hatta edebiyatla arası çok sıkı olmayan biri, bunları farklı dönemlerde yaşamış iki halk ozanının adı sanabilir. Oysa işin ilginç tarafı tam burada başlıyor: “Deli Ozan” ve “Akıllı Ozan”, Faruk Nafiz Çamlıbel’in kullandığı takma adlar arasında yer alıyor. Aynı şairin Çamdeviren, Çamlıviran, İsmail Vecih, Kalender, Kuyu Kazan, Tatlı Sert ve Yamak gibi başka imzalar da kullandığı biliniyor.

Egitim.Net.tr

+1

Bu ayrıntıyı yalnızca bir bilgi yarışması sorusunun cevabı olarak görmek bence Faruk Nafiz’in edebî kişiliğinin önemli bir bölümünü kaçırmak olur. Çünkü burada aslında tek bir şairin birden fazla “ses” üretmesi söz konusu. Bir yanda Han Duvarları, Çoban Çeşmesi ve Sanat gibi eserleriyle romantik, memleketçi ve lirik Faruk Nafiz; diğer yanda gazete ve mizah dergilerinde gündelik siyasete, toplumsal meselelere ve dil tartışmalarına dokunduran Deli Ozan veya Akıllı Ozan var.

Faruk Nafiz Çamlıbel kimdir?

Faruk Nafiz Çamlıbel, 1898'de İstanbul'da doğdu ve Cumhuriyet dönemi Türk şiirinin önemli isimlerinden biri oldu. Edebiyat tarihinde özellikle Beş Hececiler içerisinde değerlendirilmesi, hece ölçüsünü başarılı biçimde kullanması ve Anadolu'ya yönelen memleketçi şiirin güçlü temsilcilerinden biri olmasıyla tanınır. Bununla birlikte onu yalnızca “Han Duvarları şairi” diye tanımlamak oldukça eksik kalır.

Çamlıbel'in şiir dünyasında aruz ve hece yan yana bulunur. Başlangıçta aruzun etkisi belirginken zamanla hece ölçüsüne daha fazla yönelmiştir. MEB kaynaklarında da onun her iki vezni kullandığı, şiirlerinde aşk, hasret, tabiat, ölüm, kahramanlık ve memleket meseleleri gibi farklı temalara yer verdiği belirtilmektedir.

Siirt MEB

+1

Bence Çamlıbel'i ilginç yapan noktalardan biri de tam olarak bu çeşitlilik. Bugün bir şairden söz ederken genellikle birkaç “ünlü şiir” üzerinden hüküm vermeye alışığız. Oysa Çamlıbel'in mizah yazarlığı tarafı, siyasî yazıları, tiyatro eserleri ve farklı takma adları, onun döneminin kültürel hayatına çok daha geniş bir pencereden baktığını gösteriyor.

“Deli Ozan” ve “Akıllı Ozan” neden kullanıldı?

Burada mahlas meselesinin kendisine biraz daha yakından bakmak gerekiyor.

Çamlıbel'in mizahî şiirleri özellikle Akbaba, Karikatür ve Mizah gibi dergilerde yayımlandı. Kaynaklarda bu yayınlarda 800'den fazla mizahî şiir yayımladığı belirtiliyor. Bu şiirlerde memleket meseleleri, siyasî çekişmeler ve dil tartışmaları önemli yer tutuyordu.

YKS Edebiyat

+1

Dolayısıyla “Deli Ozan” ve “Akıllı Ozan” isimlerini yalnızca eğlenceli takma adlar olarak değerlendirmek bence doğru değil. Bunlar aynı zamanda edebî persona, yani yazarın kendisine farklı bir anlatıcı kimliği oluşturmasının araçlarıdır.

Bir düşünelim: Bir şair ciddi bir şiirini kendi adıyla yayımlarken aynı dönemde siyaseti hicveden bir şiiri “Deli Ozan” imzasıyla yayımlıyorsa, okur metni başka bir psikolojik çerçevede okumaya başlar. “Deli” sözcüğü burada belki de toplumsal normların dışına çıkabilme, doğrudan konuşabilme ve başkalarının söylemekten çekindiği şeyleri söyleyebilme imkânı yaratır.

“Akıllı Ozan” ise bunun neredeyse ironik karşılığıdır.

Bir tarafta “delilik”, diğer tarafta “akıllılık”…

Bu ikiliğin kendisi bile mizahın çalışma mekanizmasına işaret ediyor.

Mahlasların arkasındaki mizah ve hiciv geleneği

Türk edebiyatında şairlerin farklı mahlaslar kullanması yeni bir durum değil. Klasik Türk şiirinde mahlas, şairin şiir içerisindeki kimliğinin bir parçasıydı. Halk şiirinde de ozanın kendi adını veya mahlasını şiirin son bölümünde kullanması oldukça yaygın bir gelenekti.

Fakat Faruk Nafiz'in kullandığı takma adların bir başka işlevi var: mizahın tonunu değiştirmek.

Fevziye Tansel'in Kubbealtı'nda yayımlanan çalışması, Çamlıbel'in farklı iğreti adlarının izini sürerken “Akıllı Ozan” ve “Deli Ozan”ın onunla ilişkilendirildiğini, ayrıca “İsmail Vecih” gibi başka bir imzanın da kaynaklarda tespit edildiğini gösteriyor.

kubbealti.org.tr

Burada özellikle “İsmail Vecih” ayrıntısı dikkat çekici. Çünkü bu durum, takma adların sonradan şaire yakıştırılmış rastgele lakaplar olmadığını, dönemin yayın hayatında gerçekten farklı kimlikler olarak kullanıldığını düşündürüyor.

Bana göre bu, Çamlıbel'in mizahçı tarafını anlamak açısından çok önemli. Çünkü mizah yalnızca “komik olmak” değildir. Mizah, bazen toplumun kabul ettiği resmî dili bozarak gerçekleri görünür hale getirir.

“Deli” olmak gerçekten delilik mi?

“Deli Ozan” ismi üzerine biraz düşününce daha ilginç bir tartışma ortaya çıkıyor.

Toplumlarda “deli” kelimesi tarih boyunca yalnızca psikolojik bir durumun tanımı olarak kullanılmadı. Bazen düzenin dışında konuşan, otoriteyi sorgulayan, alışılagelmiş düşünceleri ters yüz eden kişilere de “deli” denildi.

Bu açıdan “Deli Ozan”ı bir edebî maske olarak okumak mümkün.

Şair, “Ben burada ciddi bir devlet adamı veya toplumun saygın bir üyesi olarak konuşmuyorum; mizah yapan bir ozan olarak konuşuyorum” diyerek kendisine daha geniş bir hareket alanı açıyor olabilir.

Bugün sosyal medyada bunun farklı bir karşılığını görüyoruz. İnsanlar gerçek isimlerinden bağımsız olarak kullanıcı adları, parodi hesapları veya anonim hesaplar oluşturuyor. Bazen gerçek kimliğin arkasında söylenemeyen şeyler, mizah hesabının arkasında çok daha rahat söylenebiliyor.

Bu anlamda Çamlıbel'in kullandığı mahlaslar, dijital çağın anonim veya yarı anonim iletişim biçimlerinin çok eski bir kültürel öncülü gibi bile okunabilir.

Erkek ve kadın bakış açıları açısından meseleye bakmak

Burada bir noktaya dikkat etmek gerekiyor: Erkekler stratejik, kadınlar empatik olur gibi kesin hükümler bilimsel açıdan sağlıklı değildir. İnsanların mizahı, siyaseti veya edebiyatı yorumlama biçimleri cinsiyetten çok kişilik, eğitim, kültür, yaş, deneyim ve sosyal çevre gibi birçok değişkenden etkilenir.

Yine de forum tartışması açısından farklı eğilimleri karşılaştırmak ilginç olabilir.

Örneğin bazı erkek okurlar, Çamlıbel'in farklı mahlaslarını daha çok stratejik iletişim aracı olarak yorumlayabilir. “Şair neden kendi adını kullanmak yerine farklı bir kimlik oluşturdu?” sorusuna; yayın ortamı, eleştiri, siyasal baskı veya mizahın daha etkili olması üzerinden yaklaşabilirler.

Bazı kadın okurlar ise aynı olaya ilişkiler ve toplumsal bağlam açısından bakabilir. Bir mizah metninin yalnızca yazarı değil, okuru, hedef aldığı kişi veya topluluk üzerindeki etkisini sorgulayabilirler.

Ama bunun tam tersi de elbette mümkündür. Stratejik düşünen kadınlar da vardır, topluluk ve empati üzerinden düşünen erkekler de. Hatta aynı kişinin bir konuda sonuç odaklı, başka bir konuda son derece empatik olması gayet normaldir.

Bence asıl değerli olan, “kadınlar böyle düşünür, erkekler böyle düşünür” demek yerine aynı metne farklı okuma biçimlerinin nasıl uygulanabileceğini görmek.

Faruk Nafiz'in ciddi şiiri ile mizahı arasındaki bağ
 
Üst